Yabancı dil eğitimindeki kritik hata: Gramer takıntısı konuşmayı engelliyor
Türkiye'de milyonlarca kişinin ortak sorunu olan yabancı dili akıcı konuşamama problemine dikkat çeken Dil Bilimi Uzmanı Derya Şahin, dil öğreniminde gramer odaklı yaklaşımın iletişimi bloke ettiğini söyledi.

Türkiye genelinde her meslek dalından ve her yaş grubundan bireyin paylaştığı temel sorun, yabancı dili akıcı biçimde konuşamamak olarak öne çıkıyor. Ülkede yabancı dillere ilişkin yoğun bir kural ve kelime bilgisine rağmen istenilen seviyeye ulaşılamamasının altında yatan nedenleri Dil Bilimi Uzmanı Derya Şahin değerlendirdi.
"Yanlış yapma kaygısı konuşma cesaretini kırıyor"
Bir kişinin yıllarca yüzme tekniklerini dinlemesinin, suya girmeden yüzebilmesine yetmeyeceğini vurgulayan Şahin, şu tespitlerde bulundu:
"Yüzmeye başlayabilmek için mutlaka suya girmek gerekir. Biz yabancı dil öğrenmeye dil bilgisi çalışarak başladığımızda beynimiz öncelikle grameri kontrol etmeye odaklanıyor. Bu durum bizi konuşmadan önce uzun uzun düşünmeye sevk ediyor. Böylece yabancı dili akıcı konuşmak bir hayal olarak kalıyor."
Herkesin kendi ana dilini öğrenme sürecini hatırlaması gerektiğini belirten Şahin, doğal öğrenme sırasının önemine dikkat çekti:
"Önce dinleme, ardından konuşma ve en sonunda dil bilgisi geldi. Biz öncelikle isteklerimizi karşımızdakine anlatabilmeyi öğrendik, ancak çok sonra o cümlenin dil bilgisi yapısını kavradık. Bu sıralama kesinlikle tesadüf değil."
"Çeviri yapmayın, cesaretle konuşun"
Yabancı dili kurallar çerçevesinde öğrenmeye başlayan bireylerin zamanla hata yapma korkusu geliştirdiğini kaydeden Şahin, beynin asıl işlevine odaklanılması gerektiğini ifade etti:
"İnsanlar beyinlerinin iletişim kurma amacına odaklanmalı. Aksi takdirde beyin hata yapmama garantisi aramaya başlıyor. Karşımızdakinin bizi anlayıp anlamadığına bakmıyoruz. Sanki bir dansın kurallarına uyma görevi varmış da sadece ona odaklanıyormuşuz gibi bir durum oluşuyor."
Dil öğrenenlerin sessiz dönem olarak adlandırılan süreci tamamladıktan sonra beyinlerinin doğru kalıpları refleksif biçimde üreteceğini vurgulayan Şahin, pratik yapmanın vazgeçilmez olduğunu söyledi:
"Bisiklet sürmeyi yeni öğrenen biri nasıl pedallara odaklanmaya başlarsa düşme riski artar, aynı şekilde dil öğrenirken kurallara fazla takılmak hataya yol açar. İnsan ihtiyaç duyduğunda öğrendiklerini doğal şekilde sergiler. Bu yüzden kendimize ihtiyaç ortamları yaratmalıyız. Mümkün olduğunca turistik bölgelere gitmeli, yerli ve yabancı turistlerle pratik yapmalıyız."


